| Biz neyiz ki böyle Böyle savrulmuş yeller ile Böyle mahzun ve mazlum Hep davullar mı gümbürdeyecek böyle yüreklerimizde Hep sevdalar mı çekeceğiz Ve hep iyi, güzel, onurlu günlerin hasreti mi tutuşturacak kanımızı Boynumuz kıldan ince Ayaklarımız taşımaz oldu gövdelerimizi gayrık Geçtik umudundan, Umudun hasretindeyiz Savrulsun şu sonbahar yaprakları Alsın götürsünler kederimizi birlik Keder + şarap = Aşk mı? Yoksa teslimiyetin en pespayesi mi? Teslim olunacak bir şey bile yok üstelik Yokluğun içinde yokuz artık Amacını kaybederken her şey "Verona aşıkları, Rüzgar gibi geçtiler" Ve düştü Zapata atından Ayağı üzengiye takılmış sürükleniyor | Köroğlu Bolu dağına çıkmadı hiç Dadaloğlu efsaneydi Pirsultan yaşamadı Şeyh Bedrettin pöstekisinde pinekleyen bir zavallı ihtiyar bunaktı Gerçek olan sadece karanlıktı Ve karanlığın içinde görmek için Işık arayan gözlerimizi yiyen iğrenç böceklerdi Umutsuzluk, yalnızlığın arkadaşıydı Çiçeklerin sahte olduğunu biliyormuydun Kaktüs almayın sakın çiçekleri sahte çıkar İntihar etmek zayıflıkmış Güçlü olmak isteyen kim Bunu diyen bilmiyor olmalı Yoklukta yok olmanın Yaşamak diye satıldığını Tıpkı sahte çiçekli kaktüsler gibi Boran Çiçekli Brüksel 1985 |